ACILARA DEĞİL ACILARI VERENE TESLİM OLUN

Acılara değil, acıları verene teslim olun!Nedir-Namaz-Hadisler-Ayetler-ile ilgili-İslam-Oruç-Zekat-Anlamı-Rüya Tabiri-İlginç-Resimler-Haberler-Şafi-Hanefi-Maliki-Hanbeli-Mezhebi-Faydaları-Hakkında bilgiler-Tevbe.org  Acılara değil, acıları verene teslim olun!


 

“Dert söyletir!” demiş büyüklerimiz. İnsan acı çektiği zaman her şeyi söylüyor. Her şeye, herkese isyan etmek istiyor. Acıyla inleyen bir insanın iniltileri gibi, ne dediği anlaşılmaz acılı insanın.

Bazen, “Niye ben?” diye sorar insan. “O kadar insan var, o kadar kötülük yapan var. Niçin onlar değil de ben?” Acıyı kendine yakıştıramaz insan.

Bazen, “Keşke!” diye başlayan pişmanlıklar yakar acılı insanın yüreğini.

Bazen, “Bir daha mı…?” diye başlayan, acıyla alınmış hayat dersi dillendirilir.

Bazen, “Keşke bununla imtihan edilmeseydim! Başka acılarım, sıkıntılarım olsaydı da, bu acıyı yaşamasaydım!” diye isyan eder insan.



“Keşke bununla imtihan edilmeseydim!” diyenler, imtihanı anlamamış demektir. Hangi öğretmen yazılıda soruları öğrencilere hazırlatır ki? Okullarda ki imtihanlarda bile soruları seçme özgürlüğümüz yok iken, hayat imtihanında soruları / sorunları seçme özgürlüğünü beklemeye hakkımız olur mu?



Keşke…!

Bir öğrencimin felçli çocuğu dünyaya gelmiş. Anne olarak evladını çok sevdiğini, ancak evladıyla imtihan olmanın ağır geldiğini anlatmıştı. “Her zorluğun acısı vardır. Ancak evlatla imtihan edilmek çok zor geliyor bana!” diye üzüntüsünü belirten öğrencime, teselli vermem imkansızdı. Ancak, öyle bir özeleştiri yaptı ki, ben onu teselli edememiş olsam da, o bana çok güzel bir bakış açısı kazandırmıştı.




Annesi sürekli kaynanasından çektiği sıkıntıları anlatmış yıllarca. Babaannesini hiçbir zaman sevememiş, annesinden dinledikleri yüzünden. Ablası evlendiğinde de, aynı sıkıntılar evde hep konuşulmuş. Ablası evde sürekli kaynanasını kötülüyormuş.



Öğrencim o kadar çok dolmuş ki kaynana merkezli aile sıkıntılarından, “Yarabbi, bana kaynana sıkıntısı yaşatma da, ne dert verirsen ver!” dermiş kendi kendine. Annesi ve arkadaş çevresine, asla kaynana ile yaşamayacağını, mümkünse annesi ölmüş birisiyle evlenmeyi tercih edeceğini söyleyip dururmuş.




duasını kabul etmiş! Kendisini istemeye gelen kişinin, annesinin ölmüş olmasına, içten içe sevinmiş. Güzel bir düğünle evlenmiş. Beş yıl içerisinde iki tane sağlıklı çocuğu olmuş. Kaynana derdi (!), annesinden ve kız kardeşinden dinlediği bir nostalji olarak kalmış hayatında.



Üçüncü evladı sakat olarak dünyaya geldiğinde, hüzün bulutları çökmüş evlerine. Aylarca kabullenememiş sakat bir çocuğu. Sakat bir çocuğa ömür boyu bakmak zorunda kalmak çok ağır geliyormuş. Evladının çektiği acıya mı yansın, evladının çektiği acıyla yanan yüreğine mi? Zamanla alışmış ve kabullenmiş bu sıkıntısını.



Tüm bunları bana anlatan öğrencim, gözlerinden akan yaşlarla, “Keşke bende kaynana sıkıntısı çekseydim de, evladım sağlıklı olsaydı!” dedi.



Tüm içtenliğiyle bana bunları anlatan öğrencim, “Öğrencisinden hayat dersi almış bir öğretmenin mutluluğunu” yaşattı bana. “Keşke bu acıyla imtihan edilmeseydim!” diyen herkese anlatıyorum bu hayat dersini.



* * * * * * *



“Ben niye kuyuya atıldım?” diye üzülen Yusuf (as), Mısır’a Sultan olacak yolun, kuyudan geçtiğini bilmiyordu. Kuyu da Yaratıcısına teslim olan Yusuf, saraya girdi. Saray’da ilahi ahlaka teslim olan Yusuf (as), zindanla cezalandırıldı. Zindan, Mısıra sultan olma yolunda ki son basamaktı.

“Keşke bu acıyla imtihan edilmeseydim!” diye isyan etmeyen Hz. Yusuf (as), herkese ders veriyor.



Ateşe atılan Hz. İbrahim (as), ateşten oluşmuş közlerin, gül bahçesine dönüşeceğini bilmiyordu. Sadece teslim olmuştu.

“Keşke bu acıyla imtihan edilmeseydim!” demeyen Hz. İbrahim (as), en acı imtihanlarda teslim olmanın güzelliğini gösteriyor hepimize.



Babası İbrahim’in (as) bıçağı altına yatan İsmail (as), bıçağın kesmeyeceğini bilmiyordu. O (as), ’a (cc) ve babasına teslim olmuştu.

“Keşke bu acıyla imtihan edilmeseydim!” diye hüzünlenmeyen Hz. İsmail (as), yolumuzu aydınlatıyor.



Mekke’den kaçarcasına Hicret etmek zorunda bırakılan Peygamberimiz (as), Mekke’nin fethinin Hicretten geçtiğini bilmese de, Hicret etti. Memleketini terk etme emrine teslim olmuştu sadece.



* * * * *

Teslim olmak, Hicret’i, Hicret fetih kapısını açar.

’a teslim olan, Mekke’yi teslim alır.



Teslim olmak, ateşi gül bahçesine çevirir.

’a teslim olanı, ateş bile yakmaz.



Teslim olan, kurban olmaz.

’a teslim olanı bıçak bile kesmez.



Teslim olan, kuyudan saraya, zindandan tahta çıkar.

’a teslim olan, kuyudan saraya girer.

’a teslim olan, zindandan tahta çıkar.



“Keşke bununla imtihan edilmeseydim!” diyenler, başınıza gelene teslim olun!

Acılara değil, acıları verene teslim olun!


Sait ÇAMLICA


 


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !